Aynadaki Ben

         

              Aynadaki Ben

              İnsanın bir görünen yüzü vardır. Bir de görünmeyen yüzü. İnsan davranışlarının sebebini ve düşündüklerini en iyi kendi bilir. Çünkü yaşayan O'dur. Ancak başka insanların yaşadıklarını da o kişi bilemez. Nasıl kendisi başkalarına "sen benim ne yaşadığımı, ne hissettiğimi bilmezsin" diyorsa O da başkalarının ne yaşadığını ne hissettiğini ve davranışlarının sebebini bilmeyecektir. Çünkü onun sebebini karşıdaki kişi bilir. Bilmek için aynı onun şartlarında olmak, onun yaptıklarını yapmaya başlamak, onun hissettiklerini hissetmek ve aynen onu, ama tamamiyle onu yaşamak lazımdır. Onun bir kısmını yaşamakla ben onun yerine kendimi koyuyorum denilemez, bu empatinin tanımına da uymaz.

             "Beni yargılamadan önce, benim makosenlerimle dolaşmalısın. Kızılderili Atasözü" 

               Eğer karşıdaki kişi için bir şeyler düşünüp tartıyor yorumluyor ise bu kendi içinde bir tartışmadır ve kendi düşüncesidir. İyilik düşünüyor ise bu kendi iyiliğindendir. Doğru olabilir ya da olmayabilir. Kötülük düşünüyorsa bu onun kötülüğünden olmayabilir. Doğru da olabilir yanlış da olabilir. Ama kötü düşünüyorsa, doğruysa ve kendisinin hoşgörüsü ve iyiliği nedeniyle iyilikle karşılıyorsa ve olumluya çeviriyorsa karşıdaki kötü insan olsa dahi bu O'nun iyi insan olduğunu , başka bir deyiş tarzıyla mübarek bir insan olduğunu gösterebilir. 


               "İncinsen de incitme. Hacı Bektaş-ı Veli"

 

           “Kötülüğe iyilikle mukabele etmekle, kötülüğü yok et ve insanlara güzel ahlakla muamele et. Allah kötülüğü kötülükle yok etmez ancak iyilikle yok eder. Hz. Muhammed" 



           Eğer kötü düşünüyor ve doğruysa ve kötülük yaparak onu cezalandırmak istiyorsa ve girişimde bulunuyorsa bu adalettir ve adaleti tesis etmeye yöneliktir. Ancak kötü düşünüyorsa ve yanlışsa, yanlış düşünüyorsa, konuyu saptırıyorsa, abartılı yollara giriyorsa bu onun kötü insan olduğunun ve hatta insan olmadığının, insanlıktan nasibini almadığının göstergesidir. Bu durumda kişi karşıdakinin aleyhine işlem tesis etmeye de yöneliyorsa bu günaha girme olarak nitelendirilir. Kul hakkı yemek, kul hakkına girmek denilir buna. Sadece karşıdaki kişi hakkında kötü düşünmek bile ona yaklaşırken bu düşünceye sahip olunacağından, tedirgin hisler ve davranışlarla karşıdakine, normaldekinden farklı davranmaya sebep olma ile, kul hakkına girmektir. Zira karşıdaki kötü hislerle yanına yaklaşılmayı hak etmemiştir.

 

            "insan başkasının yanlışını teraziye koymadan önce, diğer kefeye kendisini koymalı. ne kadar doğruyum diye. Alıntı"

            Eğer kötülük düşünüp de yanlışsa kendini kaybedip insanlık dışı hislerle aşağılıkça, şerefsizce, ahlaksızca girişimde bulunuluyor,karşıdaki kişiye ithamlarda bulunarak işlem tesis edilmesi yoluna gidiliyorsa bu artık ileri derecede kul hakkına girmek olmaktadır. Bunun sonucunda karşıdaki kişi normalin dışında bir ruh haline sokuluyorsa, bu sebeple başka insanlar bu durumdan etkileniyorsa bu etkilenen herkesin günahına girmek olmaktadır. 


           "Her kasabada ışık saçan bir öğretmen, ve bu ışığı söndürmeye çalışan bir papaz vardır. Victor Hugo." 



            Bu kadar kişinin kul hakkını yeme olayını hele de ben müslümanım, dindarım diyen bir kişi yapıyorsa bu kişi ne müslümandır ne de dindardır. Bu kişi bir kere adam değildir, bir kere insan değildir ki dindar olsun. Dindar olduğunu iddia eden biri bu davranışı yapıyorsa dinine karşı saygısızlık yapmaktadır. Zira o din der ki: 

           "Benim huzuruma ne ile gelirseniz gelin affederim ancak kul hakkı ile gelmeyin"

                                                                                                  ( Kudsi Hadis)



            Başka insanların yaşamından çalarak, hakkında eyleme geçtikleri kişilerin çocuklarının boğazından çalarak işlem tesis eden kişiler gün gelir kendi çocuklarının boğazından gelerek, kendi çocuklarının yaşamından çalarak, yaptıkları kötülüklerin kendi çocuklarından çıktıklarını görürler, görmeliler ve görsünler. Bu ilahi adaletin tecelli etmesidir. Her kim ki gün gelecek başka insanların günahına girerek, kul hakkını yiyerek, çocuklarının boğazından çalarak, dindar olduğunu iddia ederek, karşıdaki kişiye hele de kendisine iyilik ve yardımda bulunmuş ve bulunma gayretlerindeki bir kişiye, kendini doğru gösterme, haklı çıkarma gayretlerinde bir davranış ve girişimde bulunursa, abartarak, saptırarak kötülük yapma girişiminde bulunursa ve kötülük yaparsa bunun karşılığını hiç öbür dünyaya gitmeden bu dünyada kendilerinden ve çocuklarından en kötü, en acımasız, yeri gelip hiç tahmin etmedikleri şekilde göreceklerdir, görüyorlardır, görmelidirler, görsünler. Tarih bunların örnekleri ile doludur. Bizim muhataplarımız ve çevremizden gördüğümüz sadece çok küçük bir kısımdır. Gördükleri halde ders almayan ve kendilerini düzene sokmayanlar, kendini terbiye etmeyenlerin ise daha ne hallere geleceği hiç tahmin edilemeyecek boyutlarda olacaktır ve olmalıdır. İlahi adalet gün gelip herkesi bulacaktır, bulmalıdır, bulsun... 
             Kişi zaman zaman aynanın karşısına geçip kim olduğunu , ne olduğunu, ne yaptığını, ne dersler aldığını görmeli, kendini ve hayatını sorgulamalı; kendinin iyiliğine, doğruluğuna, güzelliğine kanaat getirmeli; adam olmanın, insan olmanın, şerefli olmanın, ahlaklı olmanın erdemine varmalıdır... 20.04.2016 
                                                                                               Mehmet KATAR

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !